
yazan: Abdullah Said
Modern zamanlarda Avrupa’ya Türk göçü denildiğinde ilk akla gelen Almanya’ya çalışmaya giden Türkler oluyor. Günümüzde Almanya’da Almancadan sonra en çok konuşulan dil Türkçe. Peki, Avrupa’nın ekonomi devi Almanlar, Türkiye’yi günümüz bile Schengen vizesine tabii tutarken bu durum nasıl oluştu? Gelin hep birlikte başta Almanya olmak üzere Türklerin Avrupa’ya Avrupa’nın ise Türklere mecbur kalmasını inceleyelim.
Kapıyı Açar Mısınız? Biz Geldik!
Dünya genelinde tarihin seyrini değiştiren birçok olay meydana geldi ve gelmeye devam ediyor. Bunların içerisinde bir tanesi var ki; tüm dünyayı çok derinden etkiledi ve günümüz dünya düzeninin oluşmasına sebep oldu. Bu olay tarihe geniş açıdan bakınca yakın zaman önce gerçekleşen ve etkisini hala hissedilen ve gündelik hayatta hala sıkça bahsedilen: İkinci Dünya Savaşı.

İkinci Dünya Savaşından tam olarak bir hezimetle ayrılan Almanya, savaş sonrası çok büyük sorunlarla yüzleşti. Almanya ekonomi tam anlamıyla büyük bir krizin içindeydi. Ülkenin Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılması, kaybedilen nüfus ve savaşa harcanan servetin karşılığının alınamaması Almanya’yı iç karartıcı bir duruma sürükledi. Sovyet Bloğunun kontrolünde bulunan kapalı kutu Doğu Almanya’nın aksine Batı Almanya, dünyada kendine yer bulabilmek ve Avrupa ülkeleriyle tekrar entegre bir hale gelebilmek, ekonomiyi ayağa kaldırmak ve meşhur Alman sanayisini tekrar hayata geçirebilmek için birtakım girişimlerde bulundu.
Almanya bu atılım gerçekleştirmek için savaş sonrası yaşadığı nüfus kaybı ve işgücü açığını telafi etmek için girişimlere başladı.
Özellikle nüfus anlamında kayıplar, işgücü açığı ortaya çıkardı. İşgücü açığını kapatmak için ilk olarak, İtalya ile anlaşma yapıldı. Akabinde 1960 yılında İspanya ve Yunanistan ile anlaşma yaparak işgücünü kapatılmaya çalışıldı. Bu girişim yetersiz gelince sırasıyla Türkiye, Fas, Portekiz, Tunus ve Yugoslavya ile anlaşmalar yapıldı.
Türk Siyasi Tarihinin Avrupa’ya Türk Göçüne Etkisi
Avrupa’ya Türk göçünün Türkiye’ye bakan yüzünde ise ülke siyasetinin merkezde olduğu gelişmeler etkileyici oldu. Türkiye’de ise eş zamanlı olarak 27 Mayıs darbesi başa geçen askeri hükümet, Türkiye’deki işsizliği düşürmek ve potansiyel işçi gücünü Avrupa’ya yollayarak, geri dönmeleri durumunda nitelikli işgücü elde ederek modern ekonomik gelişim yönünde atılım sağlamak adına Almanya ile anlaşma yapmak için girişimlerde bulundu. Bu girişimle ile aynı zamanda ülkeye döviz girmesi bekleniyordu.

Türk halkı bunu ekonomik bir rahatlama, döviz kazarak refah bir hayat yaşama hayali kısaca geçim derdinin bitmesi olarak görmüş ve bu fırsatı değerlendirmek istemişlerdi. Dönemin Alman Hükümeti Türkiye’nin bu adımına endişeyle yaklaşsa bile özel Alman firmaları daha önce işçi getirme çalışmalarına başlamış ve aracı firmalar ile Türklere Avrupa kapısını aralamıştı. Özel firmaları tercih etmeyenler ise İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla başvurularını gerçekleştirdi.
1961 yılında iki ülke arasında imzalanan anlaşma sonrası yüzbinlerce Türk çalışmak için Avrupa yollarına düştü. Özellikle terzilik ve inşaat alanında birçok başvuru yapıldı. Türkiye kendi işgücü kaybına uğramamak için özellikle yarı nitelikli olarak değerlendirilen gençlerin başvurularını değerlendiriyordu.
Türkiye’den binlerce kişi bir ekmek kapısı olarak gördüğü Almanya özelinde Avrupa’nın yollarına düştü. Dalga dalga misafir işçi olarak Almanya’ya giden Türklerin amaçlarında işsizliği gidermek ve geçim sıkıntısını halletmek için çıktığı bu yolda hedefleri zaman içerisinde çeşitlendi. Kimi zaman kaliteli bir eğitim almak, kimi zaman daha ucuza daha kaliteli araba almak ve giyim kuşamda kaliteli ve şık giyinmek gibi amaçlar öncelik oldu.
Başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın birçok noktasına göç eden Türkler, misafir işçi olarak gittikleri Avrupa’da kalıcı olmaya başladı, düzen kurdu ve ailelerini getirdiler. Damat ve gelin ithalinde de bulunmaktan geri durmadılar.

Almanya: Misyon Tamamlandı, Artık Geri Dönün!
1973 yılına gelindiğinde dönemin kendine özgü ekonomik nedenlerinden dolayı Almanya işçi alımını durdurdu. Durdurmakla da kalmayarak aldığı işçilerin geri dönmesi için öğütlemelere ve hatta kampanyalara başladı. Bunlara rağmen Türk işçilerin sayısı eşlerini ve çocuklarını da aile birleşimi programıyla yanlarına alarak Almanya’daki Türk nüfusunu 1973-1974 yıllarında bir milyon kişi kadar arttırdı.
Misafir işçileri sözlü teşvikle ikna edemeyeceğini anlayan Alman Hükümeti, ülkesine geri dönen her bir işçi için 10,500 Mark ve çocukları için ise 1,500 Mark ödemeye yapma kararı aldı. Ayrıca emeklilik kesintileri için ödemelerini de iki yıl beklemeden verecekti. Bir diğer yandan da Türkiye’de geri dönen ailelerin çocukları ise Türk kültürüne uyum sağlaması için çeşitli sosyal projelerde hayata geçirildi. Bu süreçte 200 bine yakın Türk işçi ülkeye geri döndü. 1961’den itibaren Almanya’da her yıl artan Türk nüfusu ilk kez 1983’te azaldı.
Yeni Vatan Almanya!
Avrupa’ya Türk göçünün ilk durağı olan Almanya’da ilerleyen yıllarda Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesiyle göçmen karşıtlığı giderek artmaya başladı. Alman Devleti, Alman demografik yapısının bozulmaması için çeşitli önlemler almaya çalıştı. Buna rağmen Türkiye’deki işsizlik sorunu ve Avrupa’da kapanmayan istihdam sorunu bu önlemlerini aşarak göç dalgası azalmış olsa da devam etti. Özellikle Almanya’da ikamet eden Türklerin, Türkiye’den evlilik yaparak aile birleşmesini kullanmasıyla Türk nüfusu halen artışına devam etmeyi başardı. Bugün, Almanya’daki toplam nüfusun yaklaşık %3,1’i Türklerden oluşmakta ve Almanya’da konuşulan ikinci dil ise Türkçe olma durumunu korumaktadır.
Avrupa’ya Türk göçü yanı sıra Avrupa birçok toplumdan göç almaktadır. Avrupa’ya göçün sonucu artan vatandaşlık başvurularıyla ilgili son istatistikler hakkında bilgi edinmek için bu linkteki yazımıza göz atabilirsiniz.
Modern zamanlarda Avrupa’ya Türk göçü Almanya’ya sınırlı kalmadı. Bir sonraki yazıda Avrupa’ya Türk göçünün diğer boyutlarını anlatmaya devam edeceğiz.
Bir yanıt yazın