
Yasin Çayır, Irishturks’e verdiği röportajda sosyal medyadaki başarısı ve yurt dışında edindiği tecrübelerle ilgili dikkat çeken açıklamalar yaptı.
İrlanda’da yaşayan youtuber Yasin Çayır, Irishturks.com’a özel röportaj verdi. Sevilen internet siması Çayır, sosyal medyadaki başarısı, yurt dışında yaşarken edindiği tecrübeler, gelecek hedefleri ve İrlanda’da yaşayan Türkler hakkında samimi açıklamalarda bulundu.
Yasin Çayır’ın youtube kanalına bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Irishturks: Yasin Çayır kimdir desek nasıl cevap verir?
Yasin Çayır: Yasin Çayır, her türlü halı, kilim, travel, her türlü işi yapan (Gülerek) sosyal medyada da kendine yer bulmaya çalışan biridir. Hatta sosyal medyada kendime yer bulduğumu düşünüyorum. Şöyle toparlayalım: sosyal medyada kendine yer bulan, hem girişimci hem sosyal medyacı hem de iyi bir insan olmaya çalışan bir birey diyebilirim.

Irishturks: Anladığım kadarıyla kendini sadece sosyal medya siması olarak tanımlamıyorsun?
Yasin Çayır: Yok, ben asla öyle tanımlamıyorum. Geçen gün Bank of Ireland’de çalışan bir bankacı müşterimizle konuşuyorduk. Yaptığım işlerden bahsediyordum. Biraz projelerimizi anlattım. Bana “You are such a good entrepreneur” (Sen gerçekten çok iyi bir girişimcisin) dedi. İş hayatına girdikten sonra Entrepreneur terimini zaten duymaya başlamıştım. O an bu tanım o kadar çok hoşuma gitti ki.
Kendi kendime dedim ki, makine mühendisliği okudun, data alanında yüksek lisans yaptın, Meta’da, Instagram’da 2-3 yıl çalıştın, daha sonra restoranı açtın; ayrıca sosyal medya var; videolar çekiyoruz ama ne olduğunu bilmiyorsun. Adam orada bana aslında “işte sen bu’sun” dedi. Artık insanlar sorarsa, ben de “girişimciyim” diyorum.
Kendimi sosyal medya fenomeni olarak tanımlamıyorum, girişimciyim diyorum. Çünkü amacım aslında büyük bir kitleye ulaşmak. Daha büyük bir kitleye ulaşmak, onlarla iş yapmak, onlara bir şeyler sağlamak. Çok daha büyük hayallerim var. 15 yıl sonra, 20 yıl sonra bir gün belki beni Galatasaray asbaşkanı olarak görebilirsiniz. Çok büyük bir oteller zincirinin sahibi olarak görebilirsiniz.
Bunları da hazırladığımız videolarla büyütmeye çalıştığımız sosyal medya hesaplarımızı araç olarak kullanarak yapacağız. Bir restoran açtık, biliyorsunuz. Dışarıdan yemek için çok fazla seçenek yoktu çünkü Dublin’de! Bizim restoranımız hakikaten çok lezzetli. Kendi restoranımız diye söylemiyorum.
Başlangıçta işler iyiydi, sonra bir ara düştü çünkü reklama odaklanamamıştık. Ben 15 gün tüm işleri bir kenara bıraktım ve restoran reklamına odaklandım. 15 gün sonra satışlar 4 katına çıktı. Demeye çalıştığım şu: insanlar dışarıda influencerlara reklam veriyor, tanıtım için. Biz zaten bu işi de yapıyoruz. Sosyal medya biraz işleri büyütmek için.
Yasin Çayır: Hayatımı iki evreye ayırıyorum; Work and Travel Öncesi ve Sonrası

Irishturks: O zaman şimdi hikâyenin biraz başına dönelim, kırılma noktası diyebileceğimiz noktaya: Yurt dışında yaşıyorsun. Öncesinde Türkiye’de mühendislik okumuştun. Senin için muhtemelen yurt dışında yaşamaya başlamak bir kırılma noktasıdır diye düşünüyorum.
Peki, yurt dışında yaşama fikrine nasıl karar verdin? İrlanda’yı nasıl seçtin? Başka ülkelerde yaşadığını da biliyorum. O kısmı, o kırılmayı, o karar aşamasını biraz anlatır mısın?
Yasin Çayır: Ben hayatımı iki evreye ayırıyorum: Work and Travel öncesi ve sonrası. 2015 yılının yazında, arkadaşlarımla makine mühendisliğinde sınavlara çalışırken,bir arkadaşımız Amerika’dan geldi. Amerikayı öyle bir anlattı ki: işte Las Vegas’ta buraya gittik, Nevada’da bunu yaptık. Grand Kanyon’da helikoptere bindik, New York’ta donut yedik falan.
Biz de gariban Maraşlıyız yani, Amerika falan hayal bunlar. Nasıl gittin diye sordum. Dedi ki, Work and Travel firmasına başvuruyorsun ve gidiyorsun. Ben zaten o dönemlerde de sürekli para kazanıyordum. Üniversitede Beyaz Show’a öğrenci getiriyordum. Birçok etkinlik yapıyordum.
O kış paramı biriktirip, yazın Work and Travel’a gittim. Hatta döndüğüm zaman Türkiye’de, bizim okuldan, Sakarya Üniversitesi’nden, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden, Kocaeli Üniversitesi’nden öğrencileri gönderdim. Tek başıma 120 kişi Work and Travel’a gönderdim.
Ben Amerika’ya gittim. Çok farklı bir dünya. Hem düşünce yapım hem de iş anlamındaki o iş karakterim, dünyaya bakışım tamamen değişti. 2015 yazından sonra önümde ne olacak, ne yapacağım, hangi işlere gireceğim, hiçbirini bilmiyordum ama bildiğim bir şey vardı: Ben bundan sonra yurt dışında yaşayacaktım. Buna çok emindim yani.
Orada bizim çalıştığımız yerde Meksikalı bir süpervizör vardı. O yaz da Türkiye’de terör olayları oluyordu. O kadın dedi ki, “Sen burada kal, ben sana yardımcı olayım, seni üniversiteye hazırlayayım.” Ama üniversitedeki hocam, “Yok, sen gel buraya, okulunu bitir. Yarın bir gün elin ecnebisine güven olmaz. Okulunu bitir, en azından yüksek lisans için gidersin,” dedi.
Geldim, okulu bitirdim. Amerika’ya yüksek lisansa gittim. Bir yıl kadar New York’ta kaldım. Türkiye’ye tatil için döndüğümde de vizemi yenilemek istedim. O zaman yine Türkiye ile ABD arasında vize krizi vardı; yine bir vize krizi vardı. 2019 ocak ayında. Vizeye başvurdum ama bu sefer vize alamadım. Her şeyim yasal olarak devam ediyordu aslında. Hatta halihazırda vizem de vardı.
Irishturks: Biraz böyle bu işler… Dünyadaki politik şeyler bizim hayatlarımızı etkiliyor.
Yasin Çayır: Etkiledi. Ben Türkiye’ye sırt çantamla döndüm. Amerika’da evim, eşyalarım, arabam, her şeyim Amerika’daydı. Ve 7 yıl olmuş. Hâlâ Amerika’ya gidemedim. Bu yaz inşallah Dünya Kupası’na gideceğim. Bu arada, 6 yıl önce ABD vizesini tekrar aldım.

Irishturks: İrlanda’ya nasıl karar verdin peki?
Yasin Çayır: Avustralya’ya başvuracaktım, Amerika olmayınca… Sonra New York’a dönerim diyordum. Benim yakın bir arkadaşım İrlanda’ya benden önce geldi. O dedi ki, burayı deneyebilirsin, Burada Türklere özel Ankara Anlaşması var; gelince oturum alabiliyorsun. Benim Avustralya için belgelerim zaten hazırdı. Önce İrlanda’ya başvurdum, sonra Avustralya’ya. Direkt İrlanda vizesi çıktı.
Irishturks: İrlanda’ya dil okuluyla mı gelmiştin?
Yasin Çayır: Dil okuluyla geldim. Çünkü çok fazla para vermek istemedim. Hatta çok ucuz, 1100 Euro’ya geldim. ICOT Dil Okulu’na gelmiştim. Geldim buraya, sonra ayağım kırıldı. Ayağım iyileşti. Covid patladı. O oldu, bu oldu derken, Amerika’ya dönemedik. Ama şu anda diyorum ki iyi ki dönememişiz.
Hakikaten bazen kul plan yapınca kader gülümsermiş. Ben Amerika’ya dönemediğim için çok üzülmüştüm. 17 kilo verdim o dönem. Şu an istesem gidebilirim. Mümkün ama burdayım. Burada vatandaşlığı da alacağım birkaç ay içinde.
Irishturks: 7 yıllık İrlanda tecrübeni şöyle bir gözünün önüne getirince, sence İrlanda nasıl bir ülke?
Yasin Çayır: İrlanda bence bizim için çok güzel bir ülke. Birincisi, insanların çok sıcakkanlı, aralarında Junkieler olmasına rağmen. Onlar da Dublin merkezde çok varlar ama Dublin dışına çıktığın zaman çok tatlı insanlar var.
Onun dışında herkes buranın havasını kötülüyor. Evet, havası kötü. Ama çok sevdiğim bir abim “Biz havası böyle kötü olduğu için burdayız. Buranın havası güzel olsa, sana bu ülkeyi bırakırlar mı?” dedi. Hakikaten öyle. Yeşil bir ülke. Amerika ile Avrupa’nın ortasında bir ada. Dert yok, tasa yok. Savaş tehlikesi yok. Yani kendi hallerinde takılıyorlar bunlar. Belki bir havası güzel değil; o da güzel olsa bize bırakmazlar.

Biz güzel zamanda geldik. Şu an gelmek çok zor ama İrlanda bence çok güzel bir ülke. Değerlendirilmesi gereken bir ülke. Şu an hâlâ Avrupa’nın, Londra’nın, New York’un, hatta İstanbul’un 20-30 yıl gerisinde. O yüzden burası işlenmemiş bir tarla gibi. Burada krizi fırsata çevirebilirsen, çok rahat çevirebilirsin. Buradaki fırsatı göremeyenler var. Artık biraz bakış açısına göre değişiyor. Çünkü hayat çok tatlı burada.
Pop kültürü ve eğlence kültürü çok fazla. Eğlenmek istersen, çok güzel eğlenirsin. Ama benim görüşüm, çok fazla ortamlara girersen kör olursun. Ve etrafındaki güzellikleri göremezsin. Bu etrafındaki güzellikler güzel kızlar, güzel ortamlar, güzel mekânlar değil. Burada abi, bunu şu an bulunduğumuz binaların etrafına bak. Etrafında belki 20-30 tane vinç görüyorsun. Çünkü artık bu şehir uçuyor, yükselişe geçiyor. O yüzden şu an yerimizi aldık.
Irishturks: 7 yıl boyunca burada tutunmak için neler yaptın? Ne gibi badirelerden geçtin? Göçmen olarak burada uyum süreci oldu; kültür şoku yaşadın. Anadolu’nun içinden gelmiş, Anadolu kültürüyle büyümüş bir insan olarak, tamamen farklı bir kültürün içine girdin. İrlanda kültürü: dini farklı, kültürü farklı, her şey, sosyal hayatı farklı, sonuçta. Nasıl üstesinden geldin bunların?
Yasin Çayır: İlk başta iş bulamadım. İngilizcem çok iyi olmasına rağmen. Sonra bir iş buldum. Bir hafta çalıştım ama paramı vermediler. Oradan öyle bir sıkıntı yaşadım. İkinci bir iş buldum. O işi bulduğum akşam ayağım kırıldı. Ve o dönemde çok acil para ihtiyacımız vardı, ailevi bir durumdan dolayı. Ben işte normalde ayağım alçıda 6 hafta ile 2 ay kalması gerekiyordu. Ben 4 haftanın sonunda artık alçıyla beraber 3 farklı işte çalışıyordum.
Bir örnek vereyim: Croke Park Stadyumu’nun VIP bölümünde sabah çalışıyordum, akşam ise bir otelde çalışıyordum. Bir gün gündüz Croke Park’ta maçı olan İrlanda futbolu oyuncuları akşam şampiyonluk kutlaması için bizim otele gelip beni görünce çok şaşırmışlardı. “Sen her yerde yemek mi dağıtıyorsun?” diye sormuşlardı. Toplamda 72 saat çalışmıştım.
Göçmen olunca çalışmazsan olmaz. Ayağım kırık olduğu için bir ay çalışmamışım zaten. Kira birikmiş. Bir ailevi durum vardı. Para göndermem gereken bir acil yeri vardı. Türkiye’den gelenlerin de ekstra bir yükü oluyor. Herkesin geriye dönüp düşündüğü bir yerde oluyor yani. Kolay hayatlardan gelmiyoruz.
Irishturks: Hiç umutsuzluk hissettiğin oldu mu? “Ya ben ne yapıyorum? Bu çile niye çekiliyor?” dediğin oldu mu?
Yasin Çayır: Benim bir mentalitem var. Bak, kolyemde de yazıyor: “This too shall pass.” Bu da geçer, abi. Ne yaşıyorsan yaşa; hangi sıkıntıyı çekiyorsan çek; ki Maraş depremini görmüş bir insan olarak söylüyorum. Orada da ben aynı bu mentaliteyle yaşadım yani. Ben depremin birinci gününde Maraş’taydım.
Ben 3 işte çalışırken aynı zamanda video çekiyordum. Aynı zamanda sabaha kadar montaj yapıyordum. Sabah video yükleyip tekrar işe gidiyordum yani.
Yasin Çayır: Sokak Bir Tiyatro Sahnesi Gibi
Irishturks: Bu kadar ağır göçmenlik şartlarının altında bir de Youtube projene başladın. Üstelik yurt dışında içerik üreten birçok Türk içerik üreticisinden farklı bir konseptle başladın. Ben bizzat videolarını hazırlama sürecinde çok uykusuz kaldığını biliyorum. Bugünden bakınca o günleri nasıl değerlendirirsin?
Yasin Çayır: Covid zamanıydı. Telefonumda günlük ekran süresi 12-13 saate kadar çıkmıştı. Ben de madem sosyal medyada bu kadar vakit geçiyorum, buradan para kazanmam lazım diye düşündüm. Eninde sonunda bir şekilde medyaya gireceğimi biliyordum ama hep.
Arkadaşlarımla 3 tema yazdık tahtaya. Bir İrlanda temas; İrlanda’da hayat, market alışverişleri vs. Bir diğeri stüdyoda konuk ağırlamalı fikir programı gibi. Sonuncu ise sokak röportajlarıydı. Sokak röportajında karar kıldık. Önce sokakta insanlar bizi tanısın istedik. Kendimizi sokakta göstermek istedik, daha doğrusu. Çünkü aslında bakınca sokak bir tiyatro sahnesi gibi.
Çıkıyorsun, nasıl soralım, böyle soralım. Karşıdaki insanın verdiği cevaba göre aslında biraz da. Karşıdaki işte konuşan, sana verdiği cümleyi işte bunu derse bunu diyelim diye bir şey yok. O an ne derse… Bizim de biraz hazır cevaplık, zıpçıktılık olduğu için ona göre bir cevap vereceğiz, böyle başlayacağız dedik. İki-üç bölüm çektik. Sonra baktık, izleniyor, hakikaten güzel izleniyor. İyi de, para da geliyor; artık böyle algoritmayı da çözdük.

Irishturks: İlk tepkiler nasıldı peki?
Yasin Çayır: İlk başlarda yorumlara çok takardım ama şu an hiç takılmıyorum. Linç kültürüne alıştığım için linç kültürünün olması gerektiğini düşünüyorum. Bir influencer için bu bir ikaz; şırıngası olduğunu düşünüyorum. Olumlu yorumlar da vardı. “Bu işi ilk defa yapıyor olamazsın. Çok iyi yapıyorsun ki kamera önünde” diyenler vardı. Ben de kamera karşısında çok daha rahatım. Şu an bu röportajı ses kaydıyla değil de kamera çekseydik, daha rahat olurdum mesela.
O döneme dair tek hatam videoları Instagram’a en baştan itibaren yüklememek oldu diyebilirim. Instagram’da hiç reel paylaşmadan 10K olmuştum. Şu an daha fazla olabilirdik. Tiktok için de aynı şekilde. Çok daha farklı yerlerde olabilirdim ama nasip diyelim.
Tabii, bu işin de bir eğitimi var. Medya, marketing vs. İnsanlar okuyor, 2-3 yıl okuyor. Ama bir de tiyatroda olduğu gibi usta-çırak ilişkisiyle öğrenen kısım da var. Ben usta-çırak ilişkisiyle öğrenen tarafta olduğumu düşünüyorum.
Irishturks: Youtube videolarının ardından İrlanda’daki Türkler arasında da tanınırlığın arttı. Zaten o dönemde İrlanda’daki Türk sayısında çok hızlı bir artış olmuştu. Sen İrlanda’daki Türk topluluğunun gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?
Yasin Çayır: Öncelikle şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Covid pandemisi sonrasında gelen 2 Türk’ten biri benim videolarım sayesinde gelmiştir. O dönem bizim videolar 100-150 bin izlenirken, İrlanda’nın kötü yanları diye bir video yapmıştık; 500 bin izlendi. Tüm ajanslar İrlanda’nın sadece iyi yanlarından bahsederken, ben kötü tarafını da iyi tarafını da göstermiş oldum. İnsanlar bu samimiyeti gördüler. Bunu da o dönem yönlendirdiğim öğrencilerden biliyorum.
Buradaki Türk kitlesine gelecek olursak… İrlanda’da üç farklı Türk grubu var. Birincisi, 2000’li yılların başında buraya gelen Kuşadası tayfası olarak da bilinen şu an 40 ve üzeri yaşlarda olanlar. Bunlar genelde kendi aralarında arkadaşlıklar kuruyorlar. Aralarında bazı anlaşmazlıklar olsa da, geldikleri dönem kimsenin olmaması nedeniyle sadece birbiriyle arkadaşlık kurmaya devam etmişler. Güzel, tatlı bir kitle. Muhabbetimiz çoğuyla iyidir.
İkinci grup ise öğrenci olarak gelenler. Covid öncesi ve Covid sonrası gelenler bunlar. Son kitle ise direkt Türkiye’den sponsorluk bulup buraya gelenler.
Bu üç grup birbiriyle iletişim kurmuyor. Özellikle beyaz yakalı işlere sponsorlu gelen arkadaşlar kendilerine ayrı bir dünya kurmuşlar; orada yaşıyorlar. Kuşadası tayfası dediğimiz abilerimizin de ayrı bir topluluğu var. Bizim öğrenci olarak gelen arkadaşlarımız ise, bizler yani, biz iyiyiz. Birimiz restoran açıyor, birimiz konser düzenliyor, birimiz etkinlik yapıyor, canlı müzik yapan var. Haber sitesi yapan var (Irishturks’ü kastediyor gülerek). Özetle, bu grup mücadele eden bir grup. Ben bu grubu çok seviyorum.
Benim gördüğüm üç Türk grubu birbiriyle çok az iletişim kuruyor. Bunu burada düzenlenen Türk eventlerinde veya konserlerde çok rahat görebiliyorsunuz. Bir ayrışma var, kendinden başkasını kabullenememe var.

Irishturks: Buradaki Türk komünitesinin ilişkileri gelişir mi sence? En azından belirli değerler için bir araya gelme gibi bir durum olabilir mi mesela?
Yasin Çayır: Her şey olabilir. Biz birbirimizi eleştiriyoruz ama bunu kendi aramızda yapıyoruz. Bu masada iki Türk değil de, örneğin bir Brezilyalı veya İspanyollarla otursaydık, bunları konuşmazdık. Biz grup olamıyoruz diyemem. Ben de bu konuda biraz milliyetçilik var. Ama kendi içimizdeki duruma gelirsek, biz birbirimizi olduğu gibi kabullenemiyoruz. Galatasaraylı Fenerbahçeliyi kabul etmiyor; Ak Partilisi CHP’liyi kabul etmiyor. Sağ görüş solu, sol sağı kabul etmiyor. Bunu aşmadığımız sürece bir şey olmaz maalesef. Seçim zamanı burada video çektim, linçlendim; Londra’da çektim, linçlendim; Almanya’da çektim, yine linçlendim. Burada %89 galiba Kemal Kılıçdaroğlu almıştı. Londra’da %60 küsur almıştı. Erdoğan da Almanya’da %70 küsur almıştı.
İrlanda’ya dönecek olursak, burada güzel bir Türk komünitesi gelişir mi? Gelişebilir. Biz büyük sıkıntı anlarında veya bazı durumlarda çok güzel birlik olabilen bir ülkeyiz. Deprem bunun en büyük örneğiydi. Örneğin, Dünya Kupası yaklaşıyor. Gör bak, nasıl birlik olacağız İrlanda’da!
Uzun vadede düşündüğümüzde birbirimize destek olmalıyız bence. Misal, bir Pera Restoran açıldıysa, gidip bir çorbasını içmek hayırlı olsun demek, desteği hissettirmek önemli. Şundan söylüyorum. Sultan Restoran kapandı, yerine Meksika Restoran açıldı. Tüm Meksikalılar, Meksikalı influencerlar akın etti oraya. Bizde de maalesef bu birbirini çekememe durumu oluyor. Biri güzel bir şey yaptığı zaman, “Bunu nasıl yaptı? Niye yaptı? Arkasında biri mi var, kesin bir şey var” diye düşünüyoruz.
Irishturks: Türkler İrlanda’ya entegre olabiliyorlar mı?
Yasin Çayır: Entegre oluyorlar. Hatta fazla entegre olanlar da var. Benim görüşüm tabii bu. Son zamanlarda fark etmişsindir ama vatandaşlığı alıp gidenler de oluyor. Son 2-3 yılda geldiyse de artık dayanamayıp gidenler var. Çünkü büyük firmalar ve teknoloji firmaları da çok fazla insan işe aldı. Yapay zekâ çıkınca da çok fazla insanın işine son verdiler. O insanlar da artık bir yerde iş bulamayınca tekrardan dönüyorlar.
Buraya gelen insanlara şöyle bir olay var. Bakıyorsun, mühendis, doktor… İnsanlar artık gemileri yakıp geliyorlar.Yani gemileri yakmayan bir adama, gemileri yakmayan bir doktora, bir mühendise, ne bileyim, bir akademisyene sen bulaşık yıkatamazsın. Benim tanışım doktor bir adam burada bulaşık yıkıyor, mühendis bir adam başkalarının evini temizliyor. Çok iyi bir psikolog kız, birinin çocuğuna bakıyor.
Bu insanlar gemileri yaktığı için böyle… Bu insanlar yarın bir gün döner mi? İlla ki dönebilir, ama burada bir şeyleri yapmadan, bir şeyleri başarmadan çok dönebileceklerini zannetmiyorum. Çünkü sabretmişsin, onu yapmışsın.
Irishturks: Peki sence bu insanlar buraya gelenler neden genelde gemileri yakıp geliyorlar?
Yasin Çayır: Bir sorun var; bunu kabul ederiz veya etmeyiz, ama bu sorunu kendi içimizde bir şekilde çözmemiz lazım. Sosyal bir sorun var. Bunlar çözülebilir mi? Çözülebilir. Kapitalist kendini yok etmez. Ekonomi bir şekilde düzelir. Ama insanların çoğu şeye tahammülü kalmadığını görüyorum. Geçen duydum, bilmiyorum, doğru mu, değil mi, Meksika’dan 70 bine yakın genç Amerika’ya geçmiş ya, öyle diyorlar. Çok büyük bir kitle. Bu insanlar neden gidiyor? İnsanlar bir gelecek umuduyla geliyor. Bir yerde ümidini yitirdiği için geliyor. Ama bu konu biraz karışık, sonuçta orası da vatanımız. Ailemiz, annemiz, babamız orada yaşıyor.
Buraya gelen insanlar bir karar alıyorlar. Türkiye’de kalanlar bir karar alıyorlar. Ona göre yaşıyorlar. Buraya geleni de suçlayamazsın, Türkiye’de kalanı da suçlayamazsın.
Yasin Çayır: Avrupa’daki Galatasaray Taraftarı Çok Başka!

Irishturks: Son bir iki soru kaldı… Galatasaray senin için ne ifade ediyor?
Yasin Çayır: Galatasaray, kopamadığım platonik toksik ilişkim benim. Son 4 yıldır iyiyiz tabii. Ama Galatasaray taraftarı doyumsuz bir taraftar. Fenerbahçe taraflarına hayranım bu arada. Çok hayranım. Helal olsun. Galatasaray eğer on yıl şampiyon olmasa; Galatasaray taraftarı kalmaz. İşte görüyorsun, şampiyon oldu Galatasaray. Hedef 27 yazmışlar hemen. Daha bir dur. 10 saniye oldu şampiyon olalı.
Ben küçükken Fenerbahçeliydim, bu arada. 5 yaşına kadar Fenerbahçeli fotoğraflarım var. Kendi arzumla giymediğim formalar fotoğraflar. Kuzenlerim, bizim tüm aile Fenerbahçeli. Sonrasında aklım yetmeye başlayınca, doğruyu yanlışa hayret etmeye başlayınca… Şaka bu tabii… Sonra Galatasaraylı oldum. Benim için tam böyle bir deşarj olma yeri diyebilirim Galatasaray’a. Bir yerde çok seviyorum, bir yerde böyle sinirleniyorum. Kulüp içerisinde de çok fazla tanıdığım insan var. Futbolculardan tut, yönetimdeki insanlardan, çalışanlardan tut. Çok fazla içine girince aslında biraz da böyle soğuma demeyeyim de o saf duygularım da kalmadı gibi artık.
Irishturks: Avrupa’da Galatasaraylı olmak nasıl bir şey peki?
Yasin Çayır: Türkiye’de olmaktan daha iyi, abi. Sana %100 garanti veririm. Bizim Rams Park’ta izlediğimiz maçlar tabii ki çok güzel maçlar, ama Avrupa’daki tribün ortamı, Avrupa’daki Galatasaray taraftarı çok başka.
Yabancıların bakışı çok farklı. Mesela ben Texas’ta Work and Travel yaparken, insanlar nerelisin diye sorunca, Türkiye, İstanbul diyordum, İstanbul’u bilmiyorum ama Galatasaray’ı biliyorum diyorlardı.
Türkiye hakkında 3 şey say desen Avrupalılara; ilk sayacakları şeylerden bir tanesi Galatasaray olur kesinlikle. Bu yani birebir, Galatasaraylı olduğum için demiyorum, birebir yaşayıp gördüğüm için söylüyorum.
Irishturks: Irishturks için bir şeyler söylemek ister misin?
Yasin Çayır: Burada hakikaten çok güzel bir işe kalkıştınız, ekip olarak. Zaten içimizden birilerisiniz hepiniz. Yarın bir gün İrlanda’daki Türk kitlesi ne olacak bilemem ama Irishturks çok güzel yerlere gelecek.
Bir yanıt yazın