Göç Etmek: Yeni Bir Toprakta Kök Salmak

  • Mayıs 4, 2026
  • (0)

Yazan: Klinik Psikolog Şeyda Uzunbay

“Her başlangıçta bir büyü vardır / Bizi koruyan ve yaşamamıza yardım eden.”

Hermann Hesse, “Basamaklar”

Yeni bir yere kök salmak; sadece adresimizi değiştirmek değil, o güne kadar bildiğimiz her şeye, hiç tanımadığımız bir ışığın altından bakma cesaretidir. Bizi ismimizle tanıyan gözlerin, her köşesini ezberlediğimiz sokakların uzağında; kendimizi anlatmadan var olduğumuz o tanıdık alanlar sessizleşir. Hayat hikayemiz bu yeni dünyada henüz bir yankı bulamadığında; kendimizi o duru ve merak uyandıran ‘sıfır noktasında’ buluveririz.

Camille Pissarro, Lordship Lane Station, Dulwich (Lordship Lane İstasyonu, Dulwich), 1871. The Courtauld, Londra.

Bu sessizliği en derinden hissettiğimiz yer ise, kendimizi dünyaya anlattığımız ana dilimizin o korunaklı yuvasından uzaklaşmamızdır. Göç etmek veya yeni bir hayat kurarken sadece yeni kelimeler ezberlemeyiz; kendi dilimizdeki o en tanıdık halimizden de biraz uzak düşeriz. Dil, aslında dış dünyayla temas ettiğimiz görünmez bir bağ; göçmen bir psikanalist olan Salman Akhtar’ın deyimiyle ruhumuzun dış dünyayla temas ettiği bir “deri” gibidir. Kendi dilimizde duygularımızı incelikle işlerken, yeni bir dilde henüz en temel ihtiyaçlarımızı söylerken bocalıyor olmak insanı biraz korunmasız hissettirebilir. Bu bocalama anlarında insanın kendine olan güveni sarsılsa da aslında zihnimiz tüm gücüyle yeni bir dünya kurmaktadır. Bu zorunlu sadeleşme, yeni bir benliğin filizlenmesi için gereken o özgür boşluğu yaratır.

Camille Pissarro, The Garden of the Tuileries on a Winter Afternoon (Kış Öğleden Sonrasında Tuileries Bahçesi), 1899. The Metropolitan Museum of Art, New York.

“Sıfırlanma Hali” Olarak Göç Etmek

Kelimelerimiz böylesine kısıtlandığında, bizi toplum içinde tanımlayan ünvanlarımız da yerini bir belirsizliğe bırakabilir. Kendi vatanımızda bir yerimiz ve ismimiz varken, yeni bir hayata tutunmaya çalışırken bazen kendimizi hikayesini en baştan yazan birer anlatıcı gibi hissederiz. Değerimizi bize her gün hissettiren o tanıdık bakışlar bir anda sessizleştiğinde, uzmanlık alanımızın dışında başladığımız işler kendimizi görüş biçimimizi etkileyebilir. Ancak kimsenin bizi eski kalıplarımızla tanımadığı bu başlangıç, aslında göründüğünden daha geniş bir imkan sunar. Bu “sıfırlanma” hali, unvanlardan bağımsız olarak, içimizdeki o sarsılmaz ve sade özü keşfetmemiz için bir alandır. Artık sadece yaptıklarımızdan ibaret değil, her şeye rağmen ayakta kalan o dayanıklı yanımızla tanışma vaktidir.

Camille Pissarro, Artist’s Garden at Éragny (Sanatçının Éragny’deki Bahçesi), 1898. National Gallery of Art, Washington D.C.

Tüm bu arayış, aslında yeni bir toprakta kök salma çabasıdır. Bir ağacı söküp başka bir yere diktiğimizde, doğanın ilk kuralı hemen meyve vermesini beklemek değildir. Ağaç, önce hayatta kalmak için o toprağın minerallerine alışmaya ve köklerini derinlere ulaştırmaya uğraşır. Yeni bir hayat inşa edenler için de süreç benzerdir; eski halimizi, fiziksel olarak yanımızda olmasa bile içeride güvenli bir parça olarak her yere taşıyabilme becerisini geliştirmektir. Kök salmak, yaprak dökmekten çok daha sessiz ve sabır isteyen bir iştir. Dışarıdan bakıldığında hiçbir ilerleme yokmuş gibi görünse de, toprağın altında büyük bir hazırlık yürütülmektedir. Kökler yerleştikçe, o yabancı toprak yavaş yavaş “ev” olmaya başlar.

Camille Pissarro, The Garden of the Tuileries on a Winter Afternoon (Kış Öğleden Sonrasında Tuileries Bahçesi), 1899. The Metropolitan Museum of Art, New York.

Eğer bugün kendinizi o sıfır noktasında hissediyorsanız, toprağın altındaki bir tohumu düşünün. Görünürde ne bir yaprağı vardır ne de gölgesi; sadece öylece duruyordur. Ama içindeki o büyük potansiyelle sabırla bekler. Meyve vermediğiniz bu ilk yıllar, büyümediğiniz anlamına gelmez. Kendinize, o yeni toprağa alışmaya çalışan ağaca gösterdiğiniz şefkati gösterin. Bugün diliniz tam dönmüyor, unvanlarınız tanınmıyor olabilir; ama siz o toprağa kök salıyorsunuz. Ve unutmayın; en sağlam kimlikler, iki farklı dünyanın rüzgarıyla yoğrulmuş olanlardır.

Yazılarında göç etmek teması her haliyle işleyen Klinik Psikolog Şeyda Uzunbay’ın irishturks.com için yazdığı Göç: Yarım Kalmışlık mı? Kendini Keşfetme Yolculuğu Mu? başlıklı yazıya bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Göç Etmek: Yeni Bir Toprakta Kök Salmak yazısı için

Kaynakça

Akhtar, S. (2021). Göç ve kimlik: Kargaşa, tedavi ve dönüşüm (L. Tamer, Çev.). Bağlam Yayınları. (Orijinal çalışma basım tarihi 1999).

Hesse, H. (2014). Bütün şiirleri (K. Alkan, Çev.). Yapı Kredi Yayınları. (Orijinal çalışma basım tarihi 1941).

Pissarro, C. (1871). Lordship Lane Station, Dulwich [Lordship Lane İstasyonu, Dulwich] [Tablo]. The Courtauld Gallery, Londra, Birleşik Krallık.https://gallerycollections.courtauld.ac.uk/object-p-1948-sc-317

Pissarro, C. (1898). Artist’s garden at Éragny [Tablo]. National Gallery of Art, Washington, DC, Amerika Birleşik Devletleri.https://www.nga.gov/collection/art-object-page.52198.html
Pissarro, C. (1899). The garden of the Tuileries on a winter afternoon [Kış öğleden sonrasında Tuileries bahçesi] [Tablo]. The Metropolitan Museum of Art, New York, NY, Amerika Birleşik Devletleri.https://www.metmuseum.org/art/collection/search/437307

Van Gogh, V. (1890). Almond blossom [Badem çiçekleri] [Tablo]. Van Gogh Müzesi, Amsterdam, Hollanda.https://www.vangoghmuseum.nl/en/collection/s0176V1962

Vincent van Gogh, Badem Çiçekleri (Almond Blossom), 1890. Van Gogh Müzesi, Amsterdam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir