İrlanda Güneşiyle Gelen Davet: Hayatı Ertelememek

  • Temmuz 15, 2026
  • (0)

yazan: Klinik Psikolog: Şeyda Uzunbay

instagram: https://www.instagram.com/psk.seydauzunbay/

Şu günlerde İrlanda’da gökyüzü uzun zamandır sakındığı o parlak, sıcak ışığını üzerimize bırakıyor. Sokaklar, parklar, okyanus kıyıları… Her yerde yüzünü güneşe dönmüş, içindeki o dingin neşeyle anın tadını çıkaran insanları görmek mümkün. Güneşin gökyüzünde bir kesinlik değil, her an kaybolabilecek kıymetli bir hediye olduğu bu coğrafyada, ışığın her zerresiyle olan bağımızın nasıl da incelikle yeniden şekillendiğini hissediyoruz.

“Nasılsa yarın da hava güzel olur” rahatlığının yerini burada bulutların arasından süzülen tek bir ışık hüzmesiyle gelen içten bir heyecan alıyor. Güneş artık sıradan bir arka plan dekoru değil; her an kaybolabileceğini bildiğimiz, bu yüzden de her saniyesini tüm varlığımızla hissetmek istediğimiz kıymetli bir misafir. Yeni bir coğrafyanın ritmine ayak uydururken, doğanın değişimiyle birlikte kendi içsel dünyamızın da şekillendiğini fark ediyoruz.

Peki, bu değişken ve sürprizlerle dolu doğa bize kendi ruhsal yolculuğumuza dair neler fısıldıyor?

Howth, Mayıs 2026

Kontrolü Bırakmanın Hafifliği: “Bir Günde Dört Mevsim” Esnekliği

Buraya adım attığımız ilk zamanlarda hepimizin yaşadığı o tatlı şaşkınlığı hatırlayalım: Sabahın berrak maviliğine aldanıp yanımıza şemsiye almadan dışarı çıkmak ve kısa süre sonra kendimizi o meşhur sağanakların altında bulmak. Burası, insanın her şeyi öngörme ve planlama telaşını usulca dindiren, bizi hayatı olduğu gibi karşılamaya davet eden bir coğrafya. Doğa bize usulca fısıldıyor: “Beni kontrol edemezsin; yapabileceğin tek şey, benimle birlikte esnemeyi öğrenmektir.”

Psikolojik esneklik dediğimiz o dayanıklı güç, tam olarak bu kabullenme anında filizlenir. Dış dünyanın getirdiği belirsizliklerle savaşmayı bıraktığımızda, rüzgar yön değiştirdiğinde kırılmak yerine onunla birlikte eğilmeyi öğreniriz. Değişen havaya uyum sağlamak, bize sadece hazırlıklı olmayı değil; kontrolümüz dışındaki koşullara rağmen yola devam edebilmenin, o belirsizliğin içinde bile sakin kalabilmenin dinginliğini öğretir.

National Botanic Gardens, Mayıs 2026

Mükemmel Koşulları Beklemeyi Bırakmak: Hayatı Ertelememek

Kontrolü bırakmanın getirdiği bu içsel esneklik, beraberinde çok daha dönüştürücü bir adımı doğurur: Yaşamı ertelemekten vazgeçmek. İrlanda’da yaşarken çoğumuza ilham veren o manzarayı düşünelim; ne kadar rüzgarlı ya da soğuk olursa olsun dışarıda olan, okyanusun sesini dinleyen, soğuk sularda yüzen, yağmura aldırmadan yürüyüşünü yapan insanlar vardır. İnsan zihni, doğası gereği harekete geçmek için bazen en ideal koşulların oluşmasını veya ‘’ilham’’ gelmesini bekler. Oysa burada hayatın akması için her şeyin “mükemmel” olmasına gerek olmadığını canlı birer örnekle izleriz. Çünkü biliriz ki o tamamen kusursuz günü beklersek, yaşamın kendisi de bir bekleme salonuna dönüşebilir.

Greystones South Beach, Haziran 2026

Bu durum, hayat yolculuğumuzun kendi içindeki patikalarına da çok benziyor. İç dünyamızda her şeyin dört dörtlük olmasını, tamamen “hazır” hissetmeyi ve tüm taşların yerine oturmasını beklediğimizde, şimdinin bize sunduğu o küçük ama iyileştirici anları ıskalayabiliyoruz. Bu coğrafyanın değişken havası, bize mükemmel koşulları beklemeden de o adımı atabileceğimizi, hayatı tüm rüzgârlarına rağmen her hâliyle kucaklayabileceğimizi fısıldıyor.

St.Stephen’s Green Park, 2026

Nadir Olanın Kıymeti ve Şükranın Yalınlığı

Koşulların kusursuzlaşmasını beklemeden yaşamın içine karıştığımızda ise, elimizdeki o nadir ve güzel anların değerini bambaşka bir gözle görmeye başlarız. Her günün aynı çizgide aktığı bir düzende, insan bir süre sonra elindeki güzellikleri kanıksayabilir; zihnimiz, her gün orada olanı sıradanlaştırmaya eğilimlidir. Oysa geçici olanın, her an dönüşebilecek olanın değeri her zaman çok daha derinden hissedilir. Şu muhteşem yaz günlerinin içimizde yarattığı o çocuksu coşku da tam olarak bu geçicilikte saklıdır.

Nadir olan, kendi değerini de beraberinde verir. Şu an parklarda çimlerin üzerine uzanıp sadece yüzümüze vuran o ılık rüzgarı hissetmek, aslında hayata sunulan en yalın ve en güçlü şükran pratiklerinden biridir. Az olanın kıymetini bilmek, bizi yaşama daha ince bağlarla bağlayan, içimizdeki o küçük detaylardan mutlu olabilme becerisini güçlendiren şefkatli bir öğretmendir.

Günün birinde bulutlar yine dönecektir, evet. Tam da bu yüzden, gelecekteki o olası gölgeyi şimdiden kaygıyla beklemek yerine, yüzümüzü bugün bize sunulan o sıcaklığa dönmenin tam vakti. Belki de esnemek, yarının ne getireceğini hesaplamayı usulca bırakıp şimdinin getirdiği o ılık rüzgârla hafifleyebilmektir.

Ne de olsa hayat, tüm o tahmin edilemezliğiyle güzel ve tam da o belirsizliğin arasından süzülen ışık hüzmeleriyle yaşamaya değer.

National Botanic Gardens, Mayıs 2026

İrlanda’da yaşayan Klinik Psikolog Şeyda Uzunbay’un irishturks.com’da yayınlanan ve göçün duygusal boyutunu ele aldığı Duygular da Göç Eder: Duyguların Kültürlerarası Yolculuğu başlıklı yazısına bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yasir Baba

İrlanda'da yaşayan Türk göçmen gazeteci

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir