İrlanda’nın Diyetisyeni İpek Gümen, Irishturks’e Konuk Oldu

  • Ağustos 18, 2026
  • (0)

İrlanda’nın Diyetisyeni isimli Instagram hesabında ilk olarak İrlanda’daki iş arkadaşlarına ayran denettiği video ile birçok kişinin ilgisini çekmeyi başaran Diyetisyen İpek Gümen, yabancılara tadımlattığı videolarla büyük beğeni topladı. 

İpek Gümen’in instagram hesabına bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yaklaşık 5 yıldır İrlanda’da yaşayan Gümen, açıklamalarda İrlanda’daki arkadaşlarının yanında kendini Türkiye’yi ve Türk kültürünü temsil ediyormuş gibi sorumlu hissettiğini belirterek, “Hep güzel örnek olmaya çalışıyorum” dedi. 

Gümen, sosyal medya macerasını, İrlanda’da kurumsal çalışma hayatı deneyimlerini, İrlanda’da göçmen olmak hakkındaki düşüncelerini ve yabancıların Türk mutfağına bakış açılarını irishturks.com’a anlattı. 

IRISHTURKS: Kendinizi nasıl tanıtırsınız?

İpek Gümen:  Aslında kendimi tek bir meslekle tanıtmayı çok sevmiyorum. Diyetisyenim, ama onun yanında  üretmeyi, sosyal medyada hayatımda yaşadıklarımı insanlarla paylaşmayı da seven biriyim. Beyaz yaka bir işte çalışıyorum bir yandan. Ama bence sanırım  beni en iyi anlatan şey sürekli yenilikleri çok sevmem, sürekli kendimi geliştirme isteğim ve sürekli neşe ve pozitif aramam diyebilirim. 

Kendimi geliştirme isteğim tamamen mesleki değil, insani veya duygusal açıdan geliştirmeye çalışan biriyim. Nasıl duygularımı daha iyi hale getirebilirim,  karakterimi, hayat standartımı nasıl geliştirebilirim, keyfimi ve pozitifliğimi nasıl geliştirebilirim diye düşünen biriyim. 

Bu nedenle  aslında birçok kez de konfor alanımdan çıktım. Bambaşka bir ülkeye taşındım, geldim. Burada bir hayat kurdum. Birçok farklı işte çalıştım, birçok deneyim elde ettim. Bunların hepsi bana çok güzel şeyler kattı diyebilirim. Ayrıca insanlarla da iletişim kurmayı seviyorum. O yüzden sosyal medyada böyle güzel tepkiler ve ilgi almak ve sosyal medyada paylaşım yapmak bana güzel bir enerji veriyor diyebilirim.

İpek Gümen: İlk Zamanlarım Tatil Gibiydi, Zaman Geçtikçe Adaptasyon Sıkıntılı Oluyor

IRISTURKS: Yurt dışında yaşama fikrini nasıl aldınız? Vize, taşınma sürecinizi ve adaptasyonu kısaca anlatır mısınız?

İpek Gümen: İrlanda vizesine başvurduğumuz zaman eşimle nişanlıydık. Hayatımızın bir döneminde yurt dışında yaşama hayalimiz vardı. Evlenip Türkiye’de ev kurarsak, bu hayalin gecikeceğini ya da gerçekleşmeyeceğini düşündük. O yüzden orada (Türkiye’de) bir ev ve düzen kurmadan önce bunu deneyimlemek istedik. 

Eşim kurumsal bir işte çalışıyordu. Benim de kendi diyetisyen ofisim vardı. Benim daha çok esnekliğim vardı. Eşimin işini çok riske atmak istemedik. Bu sebeple ben ilk olarak vizeye  başvurdum. Bunlar tabii zor süreçlerdi. Ben vizeyi 1,5 yıl falan bekledim. Covid süreçleriydi. Sonra burada bir süre geçirdikten sonra baktık, konuştuk, dedik ki: ‘Biz burada yaşarız’

Ben 10 ay İrlanda’da yalnız yaşadım. Eşim o arada kendi işine devam ediyordu. Daha sonra ben buradaki işimden izin aldım, gittim, düğününü yaptık ve geri geldim. Eşim de birkaç ay sonra geldi. Böylece tamamen buraya taşınmış olduk. 

Adaptasyon süreciyle ilgili olarak ise ben ilk zamanlar daha zor olacağını düşünüyordum, öğrenci olarak çalışma şartlarını düşününce. Garson olarak gece geç saatlere kadar çalışıyordum. Bu süreç daha zor olur diye düşünmüştüm, ama bence zaman geçtikçe adaptasyon kısmı zorlaşıyor. 

Yani, ilk zamanlarım benim için çok tatil gibiydi. Bambaşka bir ülkedeyim. Her yaptığım şey tamamen çok yeni ve farklıydı, fakat zaman geçtikçe bence adaptasyon birazcık  sıkıntılı oluyor. Çünkü ülkenin birçok derdine de adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Buradaki evin tamir işleri, kirası ve  evrak işleri vs. Bence 6 ay içinde adapte olursun gibi bir durum yok. İnişli çıkışlı bir süreç bu. Hâlâ tam adapte olmuş gibi hissederken, birden adapte olmakta zorlandığım anlar çıkıyor.  Ama şunu söyleyebilirim: eşim geldikten sonra tabii ki bu işler çok kolaylaştı. Yalnız olmak zorladı beni. Hatta belki de eşim gelmeseydi, ben bu kadar dayanamazdım ve geri dönebilirdim.

IRISHTURKS: İrlanda’da çalışma hayatınızdan bahsedebilir misiniz? Ekranın ardında görünmeyen kısmında işler sizin için nasıl ilerliyor? Sosyal medyada bu tarz ofis ortamları sık sık eleştiriliyor.  

İpek Gümen: İlk öğrenci olarak geldiğimde garsonluk yapıyordum ve Zara’da satış temsilcisi olarak  çalışıyordum. Türkiye’de kendi ofisimde diyetisyen olarak çalıştıktan sonra bu kadar fiziki olarak çalışmak beni psikolojik olarak yormuştu. Çünkü bu tarz işlerde daha önce hiç çalışmamıştım. 

Şu an  çalıştığım işe ise  sponsorlu olarak girdim. Hatta düğün günümde sabahı arayıp işe kabul edildiğimi söylediler. Şu anki işim benim için güzel bir geçiş dönemi oldu bu açıdan. Yani, Stamp 4’ü beklerken çalışmak için mükemmel bir iş. O konuda işimden çok memnunum.

Ama Türkiye’de hiç beyaz yakalı olarak çalışmadım. O yüzden Türkiye’deki beyaz yaka işlerle direkt karşılaştıramam, ama dinlediğim kadarıyla burası gerçekten çok daha kolay diyebilirim. Yalnız bu durum şu an benim çalıştığım için geçerli. Yani burada çok zorlanan beyaz yakalı arkadaşlarım da var. Benim çalıştığım projenin iyi olmasından, tamamen şanslı olmamdan  kaynaklı. Bu benim tecrübem. Bunu İrlanda için tamamen genelleyemeyiz. 

IRISHTURKS: Multikültürel bir ortamda çalışmak nasıl bir duygu? Artılarını ve eksilerini değerlendirebilir misiniz?

İpek Gümen: Tamamen bambaşka bir backgroundları var. Farklı ülkelerden arkadaşların bambaşka düşünme tarzları, bambaşka espri anlayışları var.  O yüzden hiç Türkiye’de oturup arkadaşlarımla muhabbet etmeyeceğim bir konuda saatlerce muhabbet edip keyif de alabiliyoruz. Örneğin, bir günümüzün konusu ‘Hangi Disney karakteri olursun?’ ve sonrasında ofisteki herkese de bir Disney karakteri atamak olabiliyor. Yani tamamen bambaşka, Türkiye’de çok konuşmayacağım bir muhabbetten keyif alabiliyorum. Örneğin, ev temizliği ya da işte kültürel bir hesap ödeme gibi birçok alanda bambaşka bir deneyim elde ediyorum. Farklı kültürleri öğreniyorsunuz.

Eksilerine gelince,  ortak bir kültürel geçmişimiz yok ve bu zor oluyor. Örneğin  ben bir Mehmet Ali Erbil’den, İbo Şov’dan  ya da Türkiye’deki bir memeden bir espri yapmak istiyorum ama o muhabbeti hiç bilmedikleri için susmak zorunda kalıyorum. Ya da gündem oluyor; Türkiye’nin gündemini sarsacak bir olay oluyor, ama ben onu ofisteki arkadaşlarımla konuşamıyorum çünkü konuşsam bile onları o kadar etkilemiyor, o yüzden duygusal olarak o tam eşleşme olmuyor özellikle toplumsal olaylarda. Belli bir ince duvar doluyor. Yüzeysel olarak güzel ama o ilişki çok derinleşmiyor.

Gümen: “Ayrana böyle tepki verenler, çiğköfteye nasıl tepki verirler acaba?” diyenler oldu

IRISHTURKS: Sosyal medyada ilgi çekici bir konseptiniz var. Bunun çıkış hikâyesini bizimle paylaşabilir misiniz? 

İpek Gümen: Normalde zaten diyetisyenim ve diyetisyenler sosyal medyayı çok aktif kullanır. Ben de İrlanda’ya gelince işte yeni bir hesap açıp, buradaki hayatımı ve biraz da işte yine sağlıklı bir hayatla ilgili ufak şeyler paylaşırım diye başladım aslında. Günlük hayatıma dair vloglar daha çok paylaşıyordum. 

Bizim ofiste akşam yemekleri oluyor bazen ve biz akşam yemeklerini hep birlikte yiyoruz. Ramazan ayıydı ve Ramazan olduğu için işyeri yönetimi Ramazan ayına özel bir şeyler yapmak istemiş. Oruç tutanlar için hurma koymuşlar menüye, bir de ayran. Bizim kültürümüz var diye. 

Ben ayranı görünce çok sevindim. Hemen doldurdum kendime. Ben ayranı çok övünce, yanımdaki Arjantinli arkadaşım tatmak için bir yudum aldı. Hemen ardından yüzünü ekşitti ve hiç güzel olmadığına dair aşırı bir reaksiyon verdi. Arkadaşım böyle bir tepki verince ben de diğer arkadaşlarıma da denetmek istedim. Merak ettim açıkçası herkesin nasıl tepki vereceğini. Brezilyalı arkadaşlarımızın olduğu masaya gittim ve herkese birer bardak ayran doldurdum ve hadi video çekelim dedim. Hiç bu kadar ilgi göreceğini  düşünmemiştim. Bir şey denetmek, konsept yapmak gibi de bir fikrim yoktu aklımda.  

Paylaştığım anda herkes çok büyük bir reaksiyon verince, video inanılmaz büyüdü. Instagram’da diğer büyük sayfalarda paylaşıldı. Twitter’da paylaşıldı. Twitter’da paylaşılınca zaten video patladı. Ondan sonra birçok yorum geldi. Şunu denet, bunu denet, şöyle de yap vs. “Ayrana böyle tepki verenler, çiğköfteye nasıl tepki verirler acaba?” diyenler oldu. Sonra videoya bu kadar yorum gelince ofiste de konuşulmaya başladı. Ortama bir enerji geldi. Ben de böyle bir seriye başladım.

IRISHTURKS: Brezilyalılar neden ayran içemiyor? 🙂

İpek Gümen: Genel olarak diğer ülkelerde ve özellikle Brezilya’da süt ve süt ürünleri asla tuzlu değil. Çok şekerli, meyveli, tatlı. Yoğurtları da öyle, sütleri de öyle…Özellikle yoğurtlar hep meyveli yoğurt, şekerli yoğurt şeklinde. Tuzlu yoğurt olabileceği ve bunun yenilebileceği fikri yok onlarda. Alışık olmadıkları bir şey olunca da garip geliyor onlara. Damak tatlarına hiç uymuyor. Ayranın sıvımsı bir yoğurt olması da çok saçma geliyor. 

Yemeğin yanında sos gibi yenmesi biraz normal geliyor, fakat yoğurdu tuzlu bir şekilde içmeyi hiç anlamıyorlar. 

IRISHTURKS: İş arkadaşlarınızı konseptiniz için nasıl ikna ettiniz?

İpek Gümen: İkna etmem gerekmedi aslında. Sadece ilk ayran videosunda video çekip paylaşayım dedim. Herkes kabul etmişti zaten.  O videoya olan ilgiden sonra başka bir şey daha deneteceğim dediğimde “hadi deneyelim” dediler. 

Hatta ben birkaç hafta bir şey getirmeyince, “İpek, neden bir şey getirmiyorsun? Ne zaman gelecek bizim Türk yiyeceğimiz?” diye soruyorlar. 

Artık sadece yemek değil; farklı dildeki kelimeler ya da başka kültürel farklılıklar hakkında da  videolar çekiyorum artık onlarla birlikte. Onlar bana sürekli reel gönderiyorlar. Şunu da yapalım diye.  Hatta ben bazen tembellik yapıyorum; birkaç hafta video çekmiyorum. Onlar istiyor. Bu konuda şanslı hissediyorum. İkna etmem gerekmedi. Onlar buna çok okeydi. Çok mutlulardı yani. Her şeyi sahiplendiler. 

Bu arada ofiste videoya çekmediğim çok da arkadaşım var. Bazen videolarda oluyorlar, bazen olmak istemiyorlar. Bazıları kamera önünde kendilerini çok rahat hissetmiyor. Birkaç kişi özellikle… Yine de bazı videolarımda yer alıyorlar. Hiç katılmıyorlar diyemem. Sadece çok rahat etmiyorlar.

“Brezilyalılar bizim yemeklerimizi çok seviyor, ama biz bence Brezilyalıların yemeklerini çok sevmeyiz”

IRISHTURKS: Farklı milletlerden insanlara Türk yemeklerini denetiyorsunuz. Sizce Türk mutfağını en çok kimler beğeniyor? 

İpek Gümen: Bence Brezilyalılar. 

IRISHTURKS: Ayrana rağmen. 

İpek Gümen: Evet. Ayrana rağmen… Diğer yemekleri en çok Brezilyalılar seviyor diyebilirim. Çünkü genelde diğer insanların sevmediği yemekler oluyor ama Brezilyalıların “bunu hiç sevmedik ” dediği bir Türk yemeği yok. Ayran hariç yok.

IRISHTURKS: Peki, en az kim seviyor? 

İpek Gümen: İrlandalılar en çok seviyor. En azından bunlar diyebilirim. 

IRISHTURKS: Size göre, Türk damak tadına en çok hitap eden mutfak hangisi?

İpek Gümen: Üç tane ülke sayabilirim. İtalya, Yunanistan ve Arap ülkeleri. 

Brezilyalılar bizim yemeklerimizi çok seviyor, ama biz bence Brezilyalıların yemeklerini çok sevmeyiz. Çünkü onların yemekleri çok karışık oluyor. Örneğin, içli köftenin Brezilya versiyonunu getirmişti arkadaşım; Türkiye’deki biri onu yiyemez. Ben yine beğendim; fena değildi, güzeldi ama çok karışık yemeklerdi. Bizim içli köftemize peynir, salam da ekliyorlar; birçok sos ekliyorlar. O yüzden Brezilyalılar bizim mutfağımızı çok sevse de biz onların mutfağını sevmeyiz. 

Dediğim gibi, İtalya, Yunanistan, Orta Doğu/Akdeniz. 

IRISHTURKS: Daha doğrusu Akdeniz coğrafyası…

İpek Gümen: Aynen. Daha doğru tanım. Çünkü Orta Doğu’da içeri doğru girince biraz daha farklılaşıyor. 

IRISHTURKS: Türk lezzetlerini yabancı arkadaşlarınıza tanıtarak bir nevi kültür temsilcisi rolü üstleniyorsunuz. Bir yandan da kültürümüzün dünyadaki yansımasını bize göstermiş oluyorsunuz. Bu kapsamdan bakınca sosyal medyadaki ilgiyi ve eleştirileri nasıl değerlendirirsiniz? Kendinizi temsilci rolünde hissediyor musunuz?

İpek Gümen: Bilmiyorum, bu soruyla alakalı mı, ama şimdi siz söyleyince biraz şey düşündürdü bana. Kültür temsilciliğini aslında günlük hayatımda daha çok hissediyorum. Çünkü buradaki iş arkadaşlarım Türk birine, Türkiye kültürünü, Türkiye’yi, yemeklerini, her şeyi benden görüyorlar. Belki de başka Türk arkadaşları olmayacak. O yüzden ben onlara nasıl yansıtırsam, Türkiye için öyle bir izlenimleri olacak. Bu sorumluluğu üstümde günlük hayatımda daha çok hissediyorum aslında. Ben örneğin bir şey yapınca, “Türkler böyledir” diye uzun bir izlenimleri olacak. 

Türkler bir şeyler ikram etmeyi severler ya da daha cana yakınlardır gibi izlenimler için çabalıyorum. Bu sorumluluğu günlük hayatımda çok hissediyorum.

IRISHTURKS:  Bu herhalde kültürel olarak bizim üzerimize yüklenmiş bir şey. 

İpek Gümen: Evet, kendi gözümde, çevremdekilere karşı, Türkiye’yi temsil ediyorum.  Çoğunlukta olması güzel bir şey yani. Gerçekten. 

IRISHTURKS: Peki, o zaman şunu sorayım. Yansımaları nasıl? Sizce genel olarak Türkleri nasıl görüyorlar?

İpek Gümen: Bence hakkımızda yeterince bilgileri yok. Sadece politika üzerinden biliyorlar ve haberlerde gördükleri üzerinden tanıyorlar. Belki bizim politikacılarımızın isimlerini biliyorlar ya da ülkemizde deprem vesaire büyük bir gündem olduysa bunu biliyorlar. Fakat günlük yaşantımıza, yemeklerimize, kültürümüze dair çok bilgileri yok! En azından benim çevremdekilerin.

Günlük yaşantımızdan bilgi alınca çok mutlu oluyorlar. Yansımaları hep çok pozitif oluyor genelde ve daha çok merak ediyorlar. Mutlaka bir follow-up sorusu soruyorlar. Benim anlatmayı düşünmediğim şeyleri onlar soruyorlar.

Birçoğu da Türkiye’yi çok ziyaret etmek istiyor artık. Hatta ofisimden çok insan gitti Türkiye’ye. Bilmiyorum, payım var mı? Umarım vardır. Olduğunu düşünüyorum. Örneğin, plajlarının çok güzel olduğunu bilmiyor olabiliyorlar, açıp gösteriyorum, listelerine ekliyorlar ve gidiyorlar. 

İpek Gümen: Ne kadar biz fark etsek de etmesek de, göçmenlik bir kimlik. Burada yaşadığımız sürece de bu kimlik üzerimizde

IRISHTURKS: İrlanda’da göçmen olmak nasıl bir duygu?

İpek Gümen: Sonuçta, ne kadar biz fark etsek de etmesek de, göçmenlik bir kimlik. Burada yaşadığımız sürece de bu kimlik üzerimizde. Çok komplike, karmaşık bir süreç. Gerçekten dediğiniz gibi bir kimlik de atıyor insana, bir kimlik oluşturuyor. Burada çok inişli çıkışlı duygular var.

İrlanda’da göçmen olmak… Diğer ülkelere göre, göçmen olunması kolay bir yer İrlanda. En azından bana öyle hissettiriyor. 

Örneğin, Almanya’yla karşılaştırırsam, benim Almanya’daki arkadaşlarımın anlattığı olumsuzluklar ve bizim gittiğimiz zaman deneyimlediklerimiz de var. Almanya’da ırkçılıkla ilgili çok fazla olumsuz deneyim var.  Böyle bir gerçekliği var. 

Bence bu konuda İrlanda’nın biraz daha kolay bir yer olduğunu diyebilirim. Avrupa’da diğer ülkelere seyahat ettikçe İrlandalıların kişilik özelliklerini diğer ülkelerin insanlarıyla karşılaştırabiliyorsunuz. İrlandalılar  gerçekten sıcakkanlı ve sosyalleşmeye çok açık insanlar. 

Bir durakta beklerken veya bir puba girince insanlarla iletişim ihtiyacını giderebiliyorsunuz. Neşeli ve rahatlar. Bu göçmenlerin uyum sürecini bir tık daha kolaylaştırıyor. 

Ama tabii ki göçmen olmak farklı bir şey… Ben Türkiye’deyken,  göçmenler çok şikâyet ettikleri zaman “ya dön o zaman ülkene kardeşim” diyordum. Ama işte bazı şeyler o kadar kolay olmuyormuş. Ben onların o şikâyetlerini çok içselleştiremiyordum. Geçmiyordu bana açıkçası. Şimdi yaşadıkça görüyorum;  gerçekten çok fazla zorluğu var. Tabii, bu da bir seçim. Yani her yerin artısı eksisi var. Bazı şeylerin artısını seçince, onunla birlikte gelen göçmen olmak gibi eksilerini de kabul etmiş oluyorsun. En azından bizde şimdilik böyle. Tabii ki zaman neyi gösterir bilmiyorum. 

IRISHTURKS: Son 1-2 yıldır anti immigration  gösterilerinde artış var artıyor. Endişelendiriyor mu sizi? 

İpek Gümen:  Yani bu konuda çok endişelenmiyorum. Belki de ona sıra gelmiyor günlük dertlerden. Daha farklı dertlerimiz var. Tabii, aktif bir gösteri varsa, o gün evden dışarı çıkmak biraz tedirgin ediyor. Ama bunu yapan insanların İrlanda’yı temsil etmediğini biliyorum. İrlandalıların çoğu bunlara karşı. 

Bu gösterileri yapanların sosyoekonomik yapılarını biliyoruz.Bu insanlar sokakta gelip benden uyuşturucu da isteyebilir, para da isteyebilir. Sonra gelip bana ırkçılık da yapabilir. Tüm bunları yapan kişiler aynı kişiler. Bu tarz insanları sokakta gördüğünüzde zaten her türlü rahat hissetmezsiniz. 

Bu olanlar göçmenlikle ilgili bir sıkıntı değil. Bir yandan bu göçmenlik karşıtı eylemleri görürken, bir yandan bu insanların kendilerini temsil etmediğini söyleyen İrlandalı arkadaşlarımın paylaşımlarını görüyorum. Yalnız hissetmiyorum. 

IRISHTURKS: İrlanda’daki Türk komünitesini nasıl değerlendirirsiniz?

İpek Gümen: Yeni yeni gelişen bir komünite.Yani, gelişen bir komünite. Bence gelişim aşamasında olmanın avantajları ve dezavantajları var. Örneğin, Türk stand-upçular, komedyenler geliyor. Konserler yapılıyor. Bunlar daha yeni şeyler. Ben ilk geldiğimde yoktu. Daha birkaç sene önce. 

Bir yandan da yeni geliştiği için tam bir iletişim yok veya yeni yeni oluşuyor. Bu beni bence heyecanlandırıyor. Gelişmekte olan bir komüniteyi görmek bana iyi geliyor.

Genç, dinamik, daha çok etkinlik yapan, daha çok hareketli yaşayan bu oluşum beni mutlu ediyor. Çünkü tam benim içinde bulunmak isteyeceğim bir komüniteye dönüşüyor ve büyüyor. O yüzden keyifli diyebilirim. 

Irishturks’ün bir diğer ilgi çeken röportajı olan İrlanda’da Yaşayan Yasin Çayır’dan Özel Açıklamalar başlıklı röportajımıza bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yasir Baba

İrlanda'da yaşayan Türk göçmen gazeteci

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir