AB’nin Akdeniz İkilemi

  • Ekim 21, 2026
  • (0)

Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz’deki egemenlik hakları tartışmalarında Türkiye’ye karşı blok halinde reddedici bir tavır takınırken; savunma sanayisi ve askeri güvenlik mimarisinde ise Ankara’yla stratejik iş birliği arayışını sürdürüyor. Bu iki zıt gelişme, AB’nin bölgedeki pragmatik güvenlik ihtiyacı ile Yunanistan-Kıbrıs eksenli politik taahhütleri arasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi.

Akdeniz’de İpleri Geren Karar

Diplomatik gerilimin fitili, Libya Temsilciler Meclisi’nin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle onaylamasıyla yeniden ateşlendi. Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik varlığını ve kıta sahanlığı sınırlarını meşrulaştıran bu hamle, Türk Dışişleri tarafından ikili ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası olarak memnuniyetle karşılandı.

Ancak bu gelişme Brüksel’de sert bir tepkiyle karşılaştı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa tarafından yapılan ortak açıklamada, söz konusu mutabakatın “geçersiz ve hükümsüz” olduğu iddia edildi. AB, anlaşmanın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu savunarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile tam dayanışma içinde olduğunu yineledi.

SAMP/T ve Ortak Kalkan İhtiyacı

Deniz yetki alanlarında Türkiye’yi bypass etmeye çalışan AB, kıta savunması söz konusu olduğunda ise tam tersi bir refleks sergiliyor. Üretim ve kapasite krizi yaşayan Avrupa ülkeleri, NATO’nun güneydoğu kanadını sağlama almak adına Türk savunma şirketlerinin potansiyelinden ve mühimmat üretim gücünden faydalanmak istiyor.

Özellikle Fransa ve İtalya ortak yapımı olan SAMP/T anti-balistik hava savunma füze sistemi projelerinde Türkiye ile Avrupa arasında savunma iş birliği yol haritaları masaya yatırılıyor. AB’nin “Federatif Entegre Hava ve Füze Savunması” gibi milyarlarca dolarlık kolektif projelerinde Türk savunma sanayisinin ortaklık iştahı, AB askeri kanatları tarafından da yakından takip ediliyor. Avrupa genelinde değişen güvenlik dengeleri, AB’yi Türkiye ile savunma alanında bağları güçlendirmenin pragmatik yollarını aramaya zorluyor.

“Made in Europe” ve Ankara’nın Sert Çıkışı

AB’nin kendi sanayisini korumak adına geliştirdiği ve Türkiye’yi dışlama riski barındıran “Made in Europe” endüstriyel stratejisi ile Gümrük Birliği ortaklığına getirilen yeni kısıtlamalar ise Ankara’da tepki çekiyor. Ticaret Bakanlığı düzeyinde yapılan uyarılarda, AB’nin güvenlik ve savunma konusunda stratejik olarak muhtaç olduğu Türkiye’yi ekonomik olarak dışlamasının, Doğu Akdeniz’deki uzlaşma zeminini tamamen yok edeceği ve diplomatik kırılmaları derinleştireceği vurgulanıyor. AB’nin bu iki yüzlü tutumu, önümüzdeki dönemde Ankara-Brüksel hattındaki müzakerelerin en çetin maddesi olmaya aday görünüyor.

Support Irishturks

x

Avrupa Avrupa’da yaşanan diğer gelişmelerden ve güncel analizlerden haberdar olmak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir