Search
Close this search box.

Göç: Yalnızca Bir Yer Değişikliği mi, Yoksa Daha Derin Bir Arayış mı?

  • Şubat 19, 2025
  • (0)

Yazan: Klinik Psikolog Şeyda Uzunbay

Bir gün eşyalarınızı toplar, alıştığınız sokakları arkanızda bırakır ve yeni bir ülkeye doğru yola çıkarsınız. İlk bakışta bu kararın nedeni açıktır: daha iyi bir yaşam, yeni fırsatlar, güvenli bir gelecek… Ama ya bu sadece yüzeyde görünen sebeplerin bir yansımasıysa? Ya göç, bilinçdışımızda çok daha derinlerdeki bir çağrının cevabıysa?

Her göç kararı, yalnızca maddi ya da politik faktörlerin sonucu değildir. Bazen bizi bir yere çeken ya da bir yerden iten güçleri tam olarak kelimelere dökemeyiz. Göç, sadece fiziksel bir hareket değil, bilinç dışımızın derinlerinde kök salmış arzuların, korkuların ve belki de geçmişten gelen izlerin bir yansımasıdır.

İrlanda’da göçmen olmak ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için İrlanda’da Yaşamak: Türk Göçmenler için Artılar ve Eksiler başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz

Bilinç dışımız Bizi Nereye Götürüyor?


Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’a göre, bilinçdışı, farkında olmadığımız ancak davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı etkileyen zihinsel süreçlerin bulunduğu bir alandır. Freud, zihni bir buzdağına benzetir; suyun üstünde kalan kısım bilinçli zihni temsil ederken, suyun altında kalan büyük bölüm bilinçdışını simgeler. Bu alanda, bastırılmış arzular, travmalar ve kabul edilemez düşünceler yer alır. 
resim, çizim, sanat, taslak içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulan içerik yanlış olabilir.


Peki neden İrlanda? Ana dilinin İngilizce olması, saatlik ücretler gibi etkenler elbette önemli, ama ya bundan fazlası varsa?

İrlanda bir ada ülkesi. Adalar, hem korunma hem de sınırları içinde belirli bir çerçevede olma hissi uyandırır. Göç eden biri için, ada psikolojik olarak iki uç duyguyu aynı anda besleyebilir: güven hissi ve zaman zaman yalnızlık duygusu. Bu durum, bireyin bilinçdışında hem korunma ihtiyacını hem de özgürleşme arzusunu aynı anda tetikleyebilir. Yeni bir başlangıç için burayı seçmiş olmak, bilinç dışımızda güvenli bir liman arayışının bir yansıması olabilir mi?

Ayrıca, okyanusla çevrili olmak, iç dünyamızda başka bir metaforu da tetikler: Bilinçdışı, sıklıkla okyanus imgeleriyle betimlenir. Okyanus, bilinmeyene açılmayı, dönüşümü, bazen de derinlere gömülmüş olanı çağrıştırır. Göç etmek, bilinç dışımızdaki derin sulara açılmak gibi olabilir mi? Daha önce yüzleşemediğimiz kimlik sorularını, aidiyet krizlerini su yüzüne çıkaran bir süreç olabilir mi?

Ve belki de ada, sadece fiziksel bir coğrafya değil, zihnimizdeki bir temsildir. Kendi içimize çekildiğimizde hissettiğimiz yalnızlık gibi. İç dünyamızdaki izole edilmiş parçalar, bir adanın çevresinde toplanan kayalar gibi bilinç dışımızda bir araya geliyor olabilir mi?

Tarihsel Bellek ve Göçün Yankıları

İrlanda’nın tarihine baktığımızda, bu toprakların göçle yoğrulmuş olduğunu görürüz. 19. yüzyıldaki Büyük Kıtlık sırasında milyonlarca İrlandalı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Sömürge geçmişi, ekonomik krizler ve sosyal baskılar, bu topraklarda sürekli bir hareketliliğe yol açtı. İrlandalılar, tarih boyunca bir yandan “eve dönüş” kavramına sıkı sıkıya tutunurken, diğer yandan sürekli olarak başka topraklara savruldular.

Göç etmiş Türkler olarak, biz de kendi tarihimizdeki zorunlu göçler, memlekete duyulan özlem ve kimlik arayışıyla benzer bir duygu dünyasında hareket ediyor olabilir miyiz? Kendimizi ait hissedemediğimiz geçmişlerimizden, eski düzenlerimizden kaçarken, içinde bu kadar çok göç hikâyesi barındıran bir ülkeyi seçmiş olmamız sadece bir tesadüf mü? Göç, sadece yeni bir başlangıç değil, geçmişimizin yankılarını da beraberimizde taşıdığımız bir süreç olabilir mi? 

dış mekan, çim, gökyüzü, doğa içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulan içerik yanlış olabilir.


Göçün Psikolojik Evreleri: Yeniden Doğuşun Aşamaları

Yeni bir ülkeye taşınmak, ruhsal olarak yeniden doğmak gibi. Her şey baştan şekilleniyor; isimler, sokaklar, alışkanlıklar… Ve bu süreç, psikolojik olarak belirli aşamalardan geçerek ilerliyor.

1. Balayı Evresi: Yeni Hayata Dair Heyecan

Başlangıçta her şey büyüleyici gelir. Yeni keşifler, farklı bir kültürün içinde olmak, yeni bir maceraya atılmanın heyecanı… Şehirde yürüdüğünüzde gözünüze çarpan her şey büyüleyici gelir: Viktoryan binalar, denize açılan yollar, sıkça karşılaştığınız gökkuşağı… “İşte, hayalini kurduğum yerdeyim” hissi baskındır.

2. Kültür Şoku ve Gerçeklerle Yüzleşme

Fakat bir süre sonra, bu büyü yerini bir tür yabancılık hissine bırakır. Dil bariyeri, sosyal ilişkiler kurmanın zorluğu, farklı işleyişler… Basit gündelik işler bile fazladan çaba gerektirir.

3. Hayal Kırıklığı ve Ev Hasreti

Bu evrede, ilk defa “Ben burada gerçekten mutlu olabilir miyim?” sorusu kendini gösterir. İrlanda’nın yağmurlu havası, mesafeli insan ilişkileri derken, insan kendi memleketinin güneşini, sokaktaki tanıdık sesleri, alışkanlıklarını özlemeye başlar.

4. Uyum ve Kendini Yeniden İnşa

Ama zamanla, küçük detaylar değişmeye başlar. Sabah kahveni aldığın kafe, tanıdık gelen bir park, her gün geçtiğin aynı sokak… Yavaş yavaş, yabancılık yerini tanıdıklığa bırakır.

5. Yeni Bir Kök Salma Hissi

Ve bir gün fark edersin ki, artık burası sana eskisi kadar yabancı gelmiyor.

dış mekan, kuş, çim, gökyüzü içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulan içerik yanlış olabilir.


Yuva: Bir Yer mi, Yoksa Bir Hissiyat mı?

Göç, sadece sınırları aşmak değil, aynı zamanda iç dünyamızda da yeni odalar açmaktır. Fakat yuva dediğimiz şey, gerçekten bir yer midir? Yoksa taşıdığımız duyguların, anıların ve alışkanlıkların oluşturduğu bir his midir?

Bazen yuvaya dair bildiklerimizi, ait hissettiğimiz coğrafyalardan çok daha farklı bir yerde yeniden yaratırız. Çayını koyduğun mutfak, yağmurdan kaçıp sığındığın kafe, birinin adını öğrenmeden önce hissettiğin sıcaklık—tüm bunlar, aidiyetin tuğlalarıdır.

Belki de yuva, dışarıda aradığımız bir şey değil, içimizde yeniden inşa ettiğimiz bir duygudur. Ve belki de her göç eden, bilinçdışında bunu bilir.

Bu yolculuk, sadece bir yerden bir yere gitmek değil, aynı zamanda kendinize yönelik de yaptığınız bir keşif yolculuğu. Tıpkı İrlanda’nın değişken havası gibi, göç yolculuğu da bazen sisli, bazen güneşli, bazen de ikisinin bir arada olduğu anlarla dolu. Ve her yolculuk gibi, bunun da kendine has durakları, beklenmedik keşifleri ve zamanla anlam kazanan anları olacaktır.

Göçün farklı katmanlarını konuşacağımız bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle…

Yazı için Kaynakça


D. Westen. (2009). The Scientific Status Of Unconscious Processes: Is Freud Really Dead?. SAGE Publications, sf: 1061-1106. doi: 10.1177/000306519904700404

dergipark.org.tr. Freudyen Psikolojide Bilinçaltı Ve Bilinçdışı Kavramları Arasındaki Benzerlikler Ve Farklılıklar. Alındığı Tarih: 25 Haziran 2022. Alındığı Yer: dergipark.org.tr 
Volkan, V. (2017). Göçmenler ve Mülteciler. Travma, Sürekli Yas, Önyargı ve Sınır Psikolojisi, Pusula (Kişisel) Yayıncılık.
Akhtar, S. (2018). Göç ve Kimlik. Kargaşa, Sağaltım ve Dönüşüm, Sfenks Kitap.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir